Amerika Birleşik Devletleri’nin son iki seçimindeki ilginçlik, Sapiens kitabını okurken aklıma geldi. Sandığımız kadar hoşgörülü
olmayan homo-sapiensler yani zeki insanlar, yıllar boyunca kendi türüne,
kuzenlerine, doğadaki diğer canlılara farklı şekillerde zorbalık yapmış hatta
çoğunu yeryüzünden silmiştir.
İşte bu zorbalıklardan ikisi; Amerika’daki siyahi
köleler ve bu zamana kadar sosyal yetenekleri erkeklerden çok daha fazla
olmasına rağmen ikinci sınıf muamele gören kadınlardır.
Fakat son iki başkan adayı adeta homo-sapienslere geçmişi
değiştirmek için bir fırsat gibi karşımızda duruyor.
Kökeni Amerika’nın köle
pazarı olarak kullandığı bir kıtadan gelen biri, 2008 yılana geldiğinde
beyazlara başkanlık yapacaktı bununla birlikte son seçimlerde ataerkil bir
kıtayı yönetmeye kadın başkan adaydı.
Bu iki seçimlerin siyasi sebep ve
sonuçlarını bir kenara bırakırsak, kültürel anlamda çok büyük iki devrimdi.
Şimdi bu iki soruna daha detaylı bakarak 2008 ve 2016 seçimlerinin insanlığın gelişimi açısında ne kadar önemli olduğunu anlamaya çalışalım.
Şimdi bu iki soruna daha detaylı bakarak 2008 ve 2016 seçimlerinin insanlığın gelişimi açısında ne kadar önemli olduğunu anlamaya çalışalım.
AMERİKADA’Kİ SİYAHİ
KÖLELER
Avrupalı yerleşimciler, 16.yy’dan 18.yy’a kadar milyonlarca
Afrikalı Siyahi köleyi kıtaya çalıştırmak için getirdi.
Köle olarak
Afrikalıları seçmelerinin temel nedenleri şöyle:
- Kıtaya yakın olması ve bunun getirdiği ekonomik karlılık.
- Avrupa’da köle pazarının olmaması, halihazırda Afrika’da kolay ulaşılabilen köle pazarı bulunması.
- Afrikalıların salgın hastalıklara karşı Avrupalılardan daha dirençli olması.
Fakat Amerikalılar hiçbir zaman bu nedenlerle koskoca bir
kıtayı köleleştirdiklerini kabul etmek istemediler ve bunun için çeşitli mitler
oluşturdular ve göreceğiz ki bu mitler toplumda kapanmayacak derin yaralar
bırakacaktı.
Önceleri, beyaz ırkın biyolojik olarak siyahlardan üstün
olduğuna inandılar.
Zamanında da
Hammurabi insanları, üstün,sıradan ve köle olarak üçe ayırmış ve bunun tanrı
tarafından bir buyruk olarak mitleştirmişti.
Amerikalıların da ilk yaptıkları
biyolojik üstünlük miti yaratmak oldu.
Daha sonra,
- İlahiyatçılar, Afrika ırkının Nuh Peygamber’in köle olarak lanetlediği Ham soyundan geldiklerini iddia ettiler.
- Biyologlar, siyahilerin beyazlara göre daha az gelişmiş olduklarını,
- Doktorlar, siyahilerin pislik yaydığı mitini ortaya attılar.
Bu mitler yasal olarak ortadan kaldırıldıktan sonra bile beyazların bilinçaltında yüz
yıllarca devam edecekti.
19.yy’da Britanya köleliği durdurdu ve bundan sonraki birkaç
on yıl içinde 1865’te Amerika’da büyük bir iç savaş sonucu kölelik yasal olarak
kaldırıldı.
Bunu kaldıranlar, gönüllü şekilde köleliği kaldıran ilk toplum
olarak tarihe geçti.
İmzalanan sözleşmenin 14.maddesinde;
''Herkes ırk ayrımı
olmaksızın vatandaşlık haklarına sahiptir ''
yazmaktaydı ve bunu çoğu köle sahibi
imzaladı fakat bunların çoğu kölelerini hemen bırakmaya yanaşmadı.
Köleler özgür olsa bile 250 senedir devam eden kölelik
hayatı, siyahileri fakir, cahil ve eğitimsiz bırakmıştı.
Fakat buradaki temel sorun para değildi, para o zamanın kıtasında bu kadar derin bir sorun teşkil etmiyordu ve evlilik gibi bağlarla sermaye kısa sürede siyahilere de akmaya başlayabilir ve para sorunu çözülürdü.
Buradaki temel sorun, beyazların inandıkları mitleri bırakmaya yanaşmamasıydı.
Hala en iyi işler beyazlarındı ve 1865’te Amerika’da bir siyah olarak beyazla aynı işe başvursaydınız o işi alma ihtimaliniz neredeyse imkansızdı.
Hala en iyi işler beyazlarındı ve 1865’te Amerika’da bir siyah olarak beyazla aynı işe başvursaydınız o işi alma ihtimaliniz neredeyse imkansızdı.
Bununla birlikte giderek mitlerin kaybolması bir kenara iyice
insanların kafalarının daha derinine kazınmaya başlamıştı.
Tüm üst düzey işler hala
beyazlardaydı ve beyazlar artık:
‘’Bakın bu siyahlar yüzyıllardır özgürler fakat
hala üst düzey bir işle uğraşamıyorlar’’
demeye başlamışlardı.
Siyahiler için fakirlik fakirliği, cahillik cahilliği
getirmekteydi, bu kısır döngüyü kıramadıkça yüksek bir yerde olmaları
imkansızdı fakat beyazların kafalarına işlenen mitler buna müsaade etmeyi
bırakın, toplumsal ayrımcılığı tekrar kanunsal düzeye getirmişlerdi.
1865’te
kölelik kalkmıştı fakat siyahiler ilerleyen zamanlarda konan kanunlarla
Amerika’da 1965’e kadar oy dahi kullanamamışlardır.
1958’te beyazların gittiği
bir üniversiteye başvuran siyahi genç delilikle yargılanmış ve yargıç gencin kabul
edileceğini düşündüğü için bu hareketini çılgınca olarak yorumlamıştı.
21.yüzyıla geldiğimizde sorunlara hala tam anlamıyla çözüm
bulunamadı ama geçmiş yüzyıla göre bir hayli yol kat ettiğimizi söylemek
yanlış olmayacak.
1913 ile 2013 arasında kültürel anlamda oldukça büyük farklar
var fakat bunun yanında birçok toplum ve lider yeni yüzyıla ayak uydurmayıp
hala geçmiş yüzyıllarda yaşamakta ısrarcı.
2008
Ve bu kadar evreden sonra 21.yüzyılda beyazlar kendilerini yönetmek için bir siyahiye oy verdiler.
Bu da bize bütün hiyerarşilerin hayal ürünü olduğunu bir daha ortaya koydu.
Siyahi-beyaz hiyerarşisi henüz tam anlamıyla çökmese de insanlar inandıkları mitleri zamanla bıraktıkları an çökecektir fakat bu da ancak başka bir mite inanmakla mümkün olabilmektedir.
2016
Kadın ve Erkek arasındaki hiyerarşi de bu seçimlerle yıkmak
mümkün olabilir hale geldi. Bu sayede ataerkil dünyayı bir kadın başkan yönetme
fırsatına sahip.
Şimdi akıllara Amerika üçüncü büyük hiyerarşiyi de yıkıp bir
sonraki seçimlerde bir eşcinsel başkan çıkartabilir mi sorusu geliyor.
Eğer bu
da olursa Amerika art arda üç seçimle dünyanın yarattığı üç büyük hiyerarşiyi
de yıkmış olacak.
Tabi bu hiyerarşinin oluşmasında rol alan mitlerin çökmesi
daha büyük mitlere inanmamızla mümkün olacak bu da yeni hiyerarşilerin karşımıza
değişik isimlerle gelmesini kuvvetle muhtemel kılıyor.
Fakat tekrar
belirtmeliyiz ki bütün hiyerarşiler hayal ürünü ve mantıksal, biyolojik hiçbir
temeli olmayan tesadüflerdir ve Mitler bu tesadüfleri güçlendirip uzun ömürlü
hale sokmaktadır.
KADIN \ ERKEK
Bir sonraki bölümde kadınların birçok alanda erkeklerden daha
üstün yetenekleri olmasına rağmen homo-sapienslerin nasıl ataerkil devam
ettiğini ve kadının insanlık tarihinde, erkeklerin malı olarak görülmesinden,
dünya süper gücüne başkan adayı olmasına aradaki süreci ''Sapiens'' kitabını dayanak alarak
buraya aktarmaya çalışacağım.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder